<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Murat Erdoğan</title>
	<atom:link href="http://blog.muraterdogan.me/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.muraterdogan.me</link>
	<description>Stairway to perfection</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2012 12:58:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Sakinliğin Gücü</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/sakinligin-gucu/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/sakinligin-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 12:58:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta içinde bulunduğumuz durumlar zihinsel durumumuzun mükemmel bir yansımasıdır. İçte olan dışarıya yansır. Bu bağlamda yaşam mükemmel bir aynadır. Fakat yaşam camdan bir ayna gibi değil daha çok su gibi yansıtır görüntüleri bize. Çoğu zaman ruh halimizin günden güne hatta saatten saate değiştiğini gözlemleriz ve bundan dolayı yakınırız. Bazı sabahlar çok mutlu uyanmamıza rağmen aksam yatağa sinir küpü olarak girebiliriz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/896627_34497380.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-359" title="896627_34497380" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/896627_34497380.jpg" alt="896627 34497380 Sakinliğin Gücü" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Hayatta içinde bulunduğumuz durumlar zihinsel durumumuzun mükemmel bir yansımasıdır. İçte olan dışarıya yansır. Bu bağlamda yaşam mükemmel bir aynadır. Fakat yaşam camdan bir ayna gibi değil daha çok su gibi yansıtır görüntüleri bize.</p>
<p>Çoğu zaman ruh halimizin günden güne hatta saatten saate değiştiğini gözlemleriz ve bundan dolayı yakınırız. Bazı sabahlar çok mutlu uyanmamıza rağmen aksam yatağa sinir küpü olarak girebiliriz. Bazen de tam tersi olur. Bunun nedeni eğitilmemiş insan zihninin stabil olmayışıdır.<span id="more-358"></span></p>
<p>Zihin sürekli kendine şu soruyu sorar: Şu anda mutlu muyum? Soru hep aynı olmasına rağmen cevaplar farklı olacaktır.</p>
<p>Zihin uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir. Düşünceleri ise bu okyanusta bir belirip bir kaybolan dalgalara benzetebiliriz. Biz mutlu olup olmadığımızı sorduğumuz zaman o anki yaşamımızın zihnimizdeki yansımasına bakarak bu durumu değerlendiririz. Ve yansıyan görüntünün netliği suyun (zihnin) durgunluğu ile doğru orantılıdır. Düşünceler zihnimize hücum ettiği zaman biz doğru yansımayı göremeyiz veya karışık bir görüntü görür ve bunu gerçek olarak algılarız. Fakat zihin sessizleştiğinde görüntü berraklaşır, duygular durulur kendimizi hafiflemiş ve daha mutlu hissederiz.</p>
<p>Zihnimizi sessizleştirmenin çeşitli yolları vardır ve tabi ki kişiden kişiye farklılık gösterecektir. Benim favori yöntemlerim meditasyon ve doğada sessizce oturmak. Zaten farklı bir açıdan bakıldığında ikisi de aynı kapıya cıkar. Bazı insanlar bunu dini ibadetleri ile yaparlar. Yollar farklı olsa da ulaşılmaya çalışılan sonuç aynıdır. Bir kez zihnimizi sessizleştirdiğimizde perde kalkar ve biz gerçeği olmasını beklediğimiz şekilde değil olduğu gibi görürüz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/sakinligin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun Sırrı</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/mutlulugun-sirri/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/mutlulugun-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 14:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman önce duyduğum ve beni çok etkileyen bir hikaye vardı. Hikaye şöyleydi: Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/911063_23984176.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-354" title="911063_23984176" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/911063_23984176.jpg" alt="911063 23984176 Mutluluğun Sırrı" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Uzun zaman önce duyduğum ve beni çok etkileyen bir hikaye vardı. Hikaye şöyleydi:</p>
<p>Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş. Dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa varmış.<span id="more-352"></span></p>
<p>Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama mutluluğun gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. “Ama, sizden bir ricada bulunacağım,” diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip, sonra bu kaşığa iki damla sıvı yağ koymuş. “Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.”</p>
<p>Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. “Güzel” demiş bilge, “Peki, yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?” Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.</p>
<p>“Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı.” demiş ona bilge. “Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.”</p>
<p>İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş.</p>
<p>Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini tüm ayrıntılarıyla anlatmış. “Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. “Peki” demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, “Sana verebileceğim tek öğüt var. Mutluluğun gizi dünyanın tüm harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/mutlulugun-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Odaklan</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/odaklan/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/odaklan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 12:47:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Odaklanmamış enerji ve düşünce hiçbir işe yaramaz. Düşüncelerimizi güneş ışınlarına benzetirsek eğer, dağınık gelen güneş ışınları bizi sıcak tutuyor olabilir ama güneş ışınları ile ilgili bir amacımız varsa (örneğin bir ateş yakmak veya güneş enerjisi panelleri üretmek gibi) yapmamız gereken ilk şey güneş ışınlarını istediğimiz yere odaklamak olacaktır. Hiç gün içinde yapmanız gereken hiçbir şeyi yapamadığınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/497769_59491451.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-344" title="497769_59491451" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2012/05/497769_59491451.jpg" alt="497769 59491451 Odaklan" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Odaklanmamış enerji ve düşünce hiçbir işe yaramaz. Düşüncelerimizi güneş ışınlarına benzetirsek eğer, dağınık gelen güneş ışınları bizi sıcak tutuyor olabilir ama güneş ışınları ile ilgili bir amacımız varsa (örneğin bir ateş yakmak veya güneş enerjisi panelleri üretmek gibi) yapmamız gereken ilk şey güneş ışınlarını istediğimiz yere odaklamak olacaktır.</p>
<p>Hiç gün içinde yapmanız gereken hiçbir şeyi yapamadığınız ve günün sonunda bu durumdan ciddi şekilde rahatsız olduğunuz zamanlar oldu mu? Elbette oldu :) Bundan bu kadar emin olmamın sebebi basit. Hepimiz kendimizi eşsiz bireyler gibi görsek de aslında temelde aynı davranışları sergiliyoruz. Bunun sebepleri biyolojik evrimimizden yaşadığımız kültüre kadar geniş bir çerçeveye yayılıyor ve bundan detaylı olarak başka bir yazımda bahsedeceğim. Böyle günlerin esas nedeni gün içerisinde neye odaklanacağımızı bilmiyor oluşumuz ve buna bağlı olarak bir o işe bir bu işe koşturmamızdır.</p>
<p>Eğer günün başında hangi işe odaklanacağımızı bilmiyorsak bu gün içinde yapacağımız hareketlerin de odaklanmamış olacağı anlamını taşır. Ve biz günün sonunda hiçbir şey yapamadığımızı fark ederiz. Bu küçük veya büyük başarmak istediğimiz her işte böyledir. Güneş ışınları ile kağıdı yakmak mümkündür. Aynı şekilde güneş ışınları ile odunu yakmak da mümkündür.  Fakat yapmamız gereken şey ışınları bir yere toplamak ve kağıt yanana kadar odağı oradan çekmemektir. Yani istediğimiz sonuca ulaşıncaya kadar odağımızı korumalıyız.<span id="more-342"></span></p>
<p>Aslında odaklanmak ve bir işi başarmak basit bir matematik işlemidir. Sonuç ise her bir aksiyondan aldığımız sonucun ortalaması olarak karşımıza çıkacaktır. Örneğin eğer amacımız kilo vermekse bu amacımıza haftada bir gün koşarak ulaşamayacağımız açıktır. Peki neden? Çünkü egzersizlerimizde konsantrasyon ve süreklilik eksik. Basit bir örnekle açıklamama izin verin. Gelin yaptığımız şeyi somut şeylerle örnekleyelim.</p>
<p>Öncelikle hedefimize ulaşmak için aylık bir ortalama hedef koyalım kendimize. Örneğin günde 35 dakikalık bir koşu 1 ay sonunda bizi istediğimiz sonuca ulaştıracak olsun. Ve bizim yoğunluklar ve başka sebepler nedeniyle haftada 2 gün 1&#8242;er saat koştuğumuzu düşünelim.</p>
<p>Sizce ay sonunda kilo vermiş olacak mıyız?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Nereden mi biliyorum?</p>
<p>Çok basit gelin ne yaptığımızı sayılar üzerinden inceleyelim.</p>
<p>1 ayda 4 hafta olduğuna göre biz toplamda 8 gün koşmuş olacağız.<br />
8 gün 1&#8242;er saatten koşmak 8 x 60 = 480 dakika koşmak demektir.<br />
Bundan sonra yapmamız gereken ise bunun ortalamasını almaktır.<br />
480 / 30 = 16 dakika yapar.</p>
<p>Şimdi bu sıkıcı matematik işlemi bize şunu ifade ediyor aslında. Biz bir sonuç almak istiyoruz ve bize o sonucu getirecek olan şey 1 veya 2 günlük bir çaba değildir. Sonuca ulaşıncaya kadar yaptığımız hareketlerin ortalamasıdır. Az önce verdiğim örnekte hedefimize ulaşamayacağımız çok açıktır.</p>
<p>Almak istediğimiz sonuçlar yapacağımız aksiyonları odaklamamızı gerektirir. Bu ise önce düşüncelerimizi odaklamamızı gerektirir. Düşüncelerimizi ve aksiyonlarımızı odakladığımızda gideceğimiz yol bellidir. Ve gideceği yolu bilen bir insanın kararlılığındaki güçtür bizim hedefimize ulaşmamızı sağlayacak şey.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2012/05/odaklan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru-Yanlış</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 11:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur. Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır. Hayat böyle.. Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz. Her yer, her şey kırmızı olsa başka hiç bir renk olmasa kırmızının ne olduğunu kimse bilemezdi. O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/446197_77381975.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-291" title="446197_77381975" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/446197_77381975.jpg" alt="446197 77381975 Doğru Yanlış " width="600" height="400" /></a></p>
<p>Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur.</p>
<p>Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır.</p>
<p>Hayat böyle..</p>
<p>Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz.<span id="more-288"></span></p>
<p>Her yer, her şey kırmızı olsa başka hiç bir renk olmasa kırmızının ne olduğunu kimse bilemezdi.</p>
<p>O yüzden son tahlilde hiç bir çaba boşuna değildir.</p>
<p>Her çaba kişinin gelişiminin doruk noktasına ulaşmasına katkı yapar.</p>
<p>İnsan asla kararsız olmamalı.<br />
Yanlış yola sapmak endişe yaratmamalı.<br />
İşte bu önemli bir sorundur.<br />
İnsanlara asla yanlış bir şey yapmamaları öğretiliyor.<br />
Onlar yanlış bir şey yapmaktan o kadar korkuyorlar ki, hiç bir şey yapmıyorlar, hareket kabiliyetini yitiriyorlar.<br />
Mümkün olduğu kadar hata yapın.<br />
Ama bir şeyi unutmayın.<br />
Aynı hatayı tekrarlamayın.<br />
O zaman gelişirsiniz. Yoldan sapabilmek özgürlüğünüzün bir parçasıdır.<br />
Bu doğru, bu yanlış diye bir şey yok.<br />
Hayat o kadar kesin değil, onu bu kadar kolay etiketleyip sınıflandıramayız. Hayat her şişenin etiketli olduğu ve neyin ne olduğu bilinen bir eczane değildir. Hayat bir gizemdir, her an tetikte olunmalıdır.<br />
Neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında önceden hazırlanmış yanıtlara güvenilemez.<br />
Hayat çok hızlı ilerler dinamiktir, iki an asla birbiri ile aynı değildir, o yüzden bu anda doğru olan bir şey, bir sonraki anda doğru olmayabilir.<br />
Bu değişen hayata nasıl tepki verileceğine kişi o anda karar vermelidir.<br />
Hayat böyledir..<br />
Onun için hazırlık yapamazsın..<br />
Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin..<br />
Güzelliği bu, anlamı bu.<br />
Her zaman şaşırtır ve sürprizlerle gelir.<br />
Her anın sürprizlerle dolu olduğunu ve önceden hazırlanan hiç bir yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün, eğer gözlerin varsa…</p>
<p>OSHO</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Doğru Yanlış "  title="Doğru Yanlış " /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuma Yazı Yazmak</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 11:34:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ya, bir işe başladıktan sonra yolda karşılaşılacak en büyük zorluk başladığınız şeyi devam ettirmektir. Başlarda devam etmek kolaydır çünkü neyi ne için yaptığınızı gayet iyi biliyorsunuzdur. Fakat zaman geçtikçe motivasyonunuz düşmeye, yaptığınız şey anlamsızlaşmaya başlar. En sonunda kendinizi &#8220;sahi ben bunu neden yapıyorum ki&#8221; derken bulursunuz. Bu süreçte gelinen bu nokta neredeyse kaçınılmazdır. Böyle zamanlarda yaptığınız şeyi neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/Untitled-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-280" title="Untitled-1" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/Untitled-1.jpg" alt="Untitled 1 Kuma Yazı Yazmak" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ya, bir işe başladıktan sonra yolda karşılaşılacak en büyük zorluk başladığınız şeyi devam ettirmektir. Başlarda devam etmek kolaydır çünkü neyi ne için yaptığınızı gayet iyi biliyorsunuzdur. Fakat zaman geçtikçe motivasyonunuz düşmeye, yaptığınız şey anlamsızlaşmaya başlar. En sonunda kendinizi &#8220;sahi ben bunu neden yapıyorum ki&#8221; derken bulursunuz.</p>
<p>Bu süreçte gelinen bu nokta neredeyse kaçınılmazdır. Böyle zamanlarda yaptığınız şeyi neden yaptığınızı da aklınızda tutmanız gerekiyor. Kararlarınızın bu zor zamanlarda ayakta kalması için bir dayanak noktasına, bir omurgaya sahip olması gerek. Hayalinizdeki kumsala kocaman yazmalısınız kararınızın ve hareketlerinizin arkasında yatan nedeni.</p>
<p>Bu nedeni kaybederseniz kafa karışıklığına düşmeniz kolaydır. Fakat bu nedeni hala net olarak görebiliyorsanız yapacağınız seçimler nettir, keskindir.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Kuma Yazı Yazmak"  title="Kuma Yazı Yazmak" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamansızlık Bahane Değildir</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 08:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yeterli zamanım yok&#8221; belki de en çok arkasına sığınılan bahanelerden biridir. Çoğu kişinin &#8220;aklımda harika bir iş fikri var ama yeterli zamanım yok. Olsa şimdiye zengin olmuştum&#8221; dediğini duymuşsunuzdur. Dans kursuna gitmek isteyen bir arkadaşım vardı fakat hiç gitmedi. Çünkü hiç yeterince(!) zamanı olmadı. Eğer siz de bir şeyleri yapmak istiyor fakat bir türlü yeterli zamanı bulamıyorsanız durup son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/985578_15020243.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-269" title="985578_15020243" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/985578_15020243.jpg" alt="985578 15020243 Zamansızlık Bahane Değildir" width="600" height="400" /></a></p>
<p>&#8220;Yeterli zamanım yok&#8221; belki de en çok arkasına sığınılan bahanelerden biridir. Çoğu kişinin &#8220;aklımda harika bir iş fikri var ama yeterli zamanım yok. Olsa şimdiye zengin olmuştum&#8221; dediğini duymuşsunuzdur. Dans kursuna gitmek isteyen bir arkadaşım vardı fakat hiç gitmedi. Çünkü hiç yeterince(!) zamanı olmadı. Eğer siz de bir şeyleri yapmak istiyor fakat bir türlü yeterli zamanı bulamıyorsanız durup son 6 aydır ne yaptığınızı bir daha düşünün. Her zaman, yeterli zaman vardır. Sadece zamanınızı doğru kullanmanız gerekiyor. TV izlemek yerine veya World of warcraft oynayacağınıza her zaman yapmak isteyip bir türlü zaman bulamadığınız şeyi yapın. Hem burada gece geç saatlere kadar çalışıp uykusuz kalmaktan da bahsetmiyorum. İstediğiniz şeye başlamak için haftada fazladan birkaç saat ayırmanız yeterli. İstediğiniz şeyi yapmaya başladığınız zaman bunun gerçek bir tutku mu yoksa geçici bir heves mi olduğunu anlayacaksınız. Eğer geçici bir hevesse ve artık yapmak istemezseniz her gün yaptığınız gibi tam zamanlı işinize gitmeye devam edersiniz. Kaybedeceğiniz ya da riske atacağınız hiçbir şey yok.</p>
<p>Bir şeyi yeterince istediğinizde onun için zaman yaratırsınız. Hatta de ne kadar yoğun olursanız olun. Gerçek şu ki çoğu insan yeterince istemiyor. Ardından da kendi egolarını zamansızlık bahanesi ile koruyorlar.</p>
<p>Bahanelerinizin arkasına sığınmayın. Hep isteyip de bir türlü yapamadığınız şeyi yapmak sizin sorumluluğunuz. Ayrıca bir şey için doğru zaman asla gelmeyecektir. Bunun için çok gençsinizdir ya da çok yaşlı veya çok meşgul. Ya da bu sıralar çok kötü tecrübeler yaşamışsınızdır ve yorgunsunuzdur. Bahaneler asla bitmez. Doğru zaman şimdidir.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Zamansızlık Bahane Değildir"  title="Zamansızlık Bahane Değildir" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Musun?</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 13:09:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-262" title="383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n.jpg" alt="383330 288232291212967 105081869528011 740049 1796307322 n Mutlu Musun?" width="500" height="707" /></a></p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Mutlu Musun?"  title="Mutlu Musun?" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 15:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[Hayatın bazı dönemlerinde o kadar yorulur ki insan her şeyi bırakmak ister. Bir şeyleri değiştirmek için yeterli enerjiyi kendinde bulamaz. Hatta eve kapanır uzun bir süre dışarı çıkmaz, kimseyle konuşmaz hiçbir şey yapmaz. Tanıdık geldi mi? Hayır, depresyondan bahsetmiyorum. Depresyona girmiş bir insan da aynı belirtileri gösterir ama benim yukarıda bahsettiğim gayet doğal ve zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/wave.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-250" title="wave" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/wave.jpg" alt="wave Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Hayatın bazı dönemlerinde o kadar yorulur ki insan her şeyi bırakmak ister. Bir şeyleri değiştirmek için yeterli enerjiyi kendinde bulamaz. Hatta eve kapanır uzun bir süre dışarı çıkmaz, kimseyle konuşmaz hiçbir şey yapmaz.</p>
<p>Tanıdık geldi mi? Hayır, depresyondan bahsetmiyorum. Depresyona girmiş bir insan da aynı belirtileri gösterir ama benim yukarıda bahsettiğim gayet doğal ve zaman zaman herkesin kendini içinde bulacağı bir durum. Böyle zamanlarda düşünmek bile zor gelir biliyorum, fakat böyle zamanlar bakış açınızı değiştirdiğiniz taktirde herşeyi eskisinden bile daha iyi bir hale getirebileceğiniz fırsatları içinde barındırır. Böyle zamanlarda içinize dönmeli, bir süre yalnız kalıp düşünmelisiniz. Belli ki doğru gitmeyen veya sizin doğru gitmediğini düşündüğünüz bir durum var.<span id="more-245"></span></p>
<p><strong>1- Analiz Edin<br />
</strong>Öncelikle içinde bulunduğunuz durumu iyice analiz edip <strong>olduğu gibi</strong> kağıda dökmelisiniz. Burada &#8220;olduğu gibi&#8221; kelimesini özellikle vurgulamak istiyorum çünkü böyle zamanlar insanların olanı reddetmeye en meyilli olduğu zamanlardır. Fakat gözünüzü kapamanız veya bu konuda düşünmemeniz o olayın var olduğu gerçeğini değiştirmez. Var olan bir şeyi bu şekilde yok edemezsiniz. Öncelikle gerçeklerle yüzleşmelisiniz. Gözünüzü açmalı, kafanızı kumdan çıkarıp üstesinden geleceğiniz durumu tam olarak görmelisiniz.</p>
<p><strong>2- İç Konuşmalarınızı Dinleyin</strong><br />
Farkında olun ya da olmayın sürekli kendinizle konuşuyorsunuz. Tabi burada bahsettiğim konuşma sesli biçimde gerçekleşmiyor daha çok kafanızın içinde dönen ve bir türlü durduramadığınız o düşüncelerden bahsediyorum. Çoğunlukla ruh halimizi kafamızın içinde sürekli dönen bu düşünceler belirler. Diyelim ki bir arkadaşınız hoşlanmadığınız bir şey yaptı ve bundan dolayı ona kızdınız. O anda içinizde bu öfkenin artması veya ona tepki vermeniz doğaldır. Fakat çoğu zaman eve döndüğümüzde, yemek yerken, duşta veya yatağa yattığımızda kafamızdan bu düşünceyi atamayız. Sürekli olanları düşünür ve hatta tekrar tekrar yaşarız. Bu zamanlarda bu düşünceyi kafanızdan atmaya çalışmanız, içinizdeki sesi susturmaya çalışmanız fayda etmez. Çünkü siz zorladıkça ses daha da yükselecektir. Yapmanız gereken tek şey farkında olmak. Kısır bir döngünün içinde olduğunuzu fark edin ve aslında geçmişte kalmış, yaşanıp bitmiş bir olayın, sürekli hayal perdenizde oynattığınız bu filmin duygularınız üstündeki etkisini gözleyin. Fakat sadece gözleyin buna engel olmaya çalışmayın çünkü yapamazsınız. Siz bu kısır döngünün daha çok farkına vardıkça bu döngü sizin üzerinizdeki etkisini yitirecektir.</p>
<p><strong>3-Bu Durumla Barışık Olun<br />
</strong>Her ne kadar size öyle geliyor olsa da bu durum yalnızca sizin başınıza gelmiyor. Yaşadığınız olaydan bahsetmiyorum elbette her insan kendine özgü olaylar yaşar fakat içinde bulunduğunuz bu durum herkesin zaman zaman yaşadığı ve sürekli yaşayacağı bir durum. Hayatta hiçbir şeyin doğrusal gitmediğini öğrendim. Her şey denizdeki dalgalar halinde yaşanıyor veya matematikteki sinüs eğrisi gibi. Bu eğrinin tepesinde olduğunuz zamanlar oluyor, ardından tepenin en alt noktasına iniyorsunuz. Fakat zamanı gelince tekrar tepe noktasına çıkıyorsunuz. Tıpkı mevsimler gibi. Bunu mevsimlerin geçişine benzetebilirsiniz. Diyelim ki şu anda en dip noktadasınız. Ne olmuş yani? Bir süre sonra tekrar tepeye doğru tırmanmaya başlayacaksınız. O ana kadar kendinizle savaşmayın. Yıpratmayın kendinizi. Bu zamanları bir sonraki tepeye tırmanış için enerjinizi topladığınız molalar olarak düşünün.</p>
<p><strong>4-Plan Yapın<br />
</strong>Yaşadığınız durum ne kadar kötü olursa olsun, ne kadar dipte olursanız olun bir süre sonra tekrar tepe noktasına doğru tırmanmaya başlayacaksınız. Bunun için yeterli enerjiyi kendinizde bulduğunuz zaman hemen harekete geçmeyin. İçinizde biriken bu enerji ile neler yapmak istediğinizi düşünün.  Plan yapın. Bu zamanlarda içinizde biriken enerji ile birlikte her şeyi yapmak, her şeyi elde etmek istersiniz. Fakat her şeyi aynı anda yapamazsınız. Aynı anda iki tavşanın peşinden koşan sonunda hiç birini yakalayamaz.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!"  title="Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayallerin Ölümü</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2011 09:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. Hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar. Hayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. Hayatı büyük bir serüven olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1189187_71004365.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-228" title="1189187_71004365" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1189187_71004365.jpg" alt="1189187 71004365 Hayallerin Ölümü" width="600" height="400" /></a></p>
<p>&#8220;Hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. Hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar.</p>
<p>Hayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. Hayatı büyük bir serüven olarak görmek istemediğimiz için, hayattan pek az şey beklemekle bilgece, hakça ve doğru davrandığımızı düşünmeye başlarız. Günlük yaşayışımızı kuşatan duvarların ötesine baktığımızda, kırılan mızrakların sesini işitir, toz ve terin kokusunu duyar, büyük yenilgileri ve savaşçıların gözlerindeki yangını görürüz. Ama savaşa girenlerin yüreklerindeki sevinci, büyük hazzı asla görmeyiz. Onların gözünde, zafer de, yenilgi de önemli değildir; önemli olan, yalnızca yürekten savaşıyor olmalarıdır.<span id="more-224"></span></p>
<p>Ve son olarak hayallerimizin yok olup gitmesinin üçüncü belirtisi huzurdur. Hayat bir pazar günü öğleden sonrasına döner; büyük şeyler istemez oluruz, vermeye razı olduğumuzdan daha fazlasını istememeye başlarız. Bu durumda, olgunlaşmış olduğumuzu düşünürüz; gençlik düşlemlerimizi bir yana bırakır, kişisel ve profesyonel başarının peşine düşeriz. Yaşıtlarımızın hala hayattan bekledikleri bir şeyler olduğunu söylemeleri karşısında şaşkınlığa uğrarız. Ama aslında, yüreğimizin derinlerinde biliriz ki, hayallerimiz uğruna savaşmaktan vazgeçmiş, yürekten savaş vermekten kaçmışızdır.</p>
<p>Hayallerimizden vazgeçip huzura kavuştuğumuzda, kısa bir dinginlik dönemi yaşarız. Ama ölü hayaller içimizde çürümeye ve tüm varlığımızı köreltmeye başlar. Çevremizdekilere karşı zalimleşir, sonra da bu zalimliği kendimize yöneltmeye başlarız. İşte o zaman hastalıklar ve ruhsal bozukluklar başgösterir. Savaşta kaçınmaya çalıştığımız düşkırıklığı ve yenilgi, korkaklığımız yüzünden tepemize çöker. Ve bir gün, ölüp gitmiş hayaller soluk almamızı güçleştirir ve ölümü arar oluruz. Bizi sınırlılıklarımızdan, işimizden ve pazar öğleden sonralarının korkunç huzurundan kurtaran, ölüm olur.&#8221;</p>
<p><strong>Paulo Coelho</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmek Küçük Bir Adımla Başlar</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 10:07:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Etrafımda yaşadıkları hayattan memnun olmayan o kadar çok insan var ki. Biten ilişkilerinin ardından yas tutanlar, yara alanlar, işlerinden nefret edenler, motivasyonun yitirenler&#8230; Bir süre sonra bu insanlar bazı şeyleri denemeyi bırakıp sadece oldukları yerde kendilerine üzülmeyi tercih ediyorlar. Bazıları da bu durumu değiştirmek için nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Aslında bu insanları çok iyi anlıyorum çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1123144_71064416.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-218" title="1123144_71064416" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1123144_71064416.jpg" alt="1123144 71064416 Değişmek Küçük Bir Adımla Başlar" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Etrafımda yaşadıkları hayattan memnun olmayan o kadar çok insan var ki.</p>
<p>Biten ilişkilerinin ardından yas tutanlar, yara alanlar, işlerinden nefret edenler, motivasyonun yitirenler&#8230; Bir süre sonra bu insanlar bazı şeyleri denemeyi bırakıp sadece oldukları yerde kendilerine üzülmeyi tercih ediyorlar. Bazıları da bu durumu değiştirmek için nereden başlayacaklarını bilemiyorlar.</p>
<p>Aslında bu insanları çok iyi anlıyorum çünkü ben de onlardan biriydim bir zamanlar. Hayatımda çoğu şey istediğim gibi değildi ve ben bu durumu değiştirmek istiyordum. Bu iyi bir şey fakat nereden başlayacağımı, bu döngüyü nası kıracağımı bir türlü bulamıyordum. Yaptığım bütün denemeler başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Aslında bir süre iyi gidiyordu fakat bir süre sonra ben yine eski bitkin ve hiçbir şey yapmak istemeyen halime geri dönüyordum.<span id="more-211"></span></p>
<p>İşte tam bu noktada nereden okuduğum bile hatırlamadığım ufacık bir bilgi bu döngüyü kırmamda ön ayak oldu. İnsan alışkanlığı yaklaşık 1 ayda oluşuyordu. Yani şu anda hayatınızda olan her gün farkında olmadan yaptığınız alışkanlıklarınızı 1 ay boyunca tekrar etmenize borçlusunuz.</p>
<p>Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez denemeye karar verdim. Bununla birlikte hayatımda sadece tek bir şey seçecek ve ona odaklanarak onu değiştirmeye çalışacaktım. Eğer bu ufacık değişimi yapabilirsem bu metod işe yarıyor demekti. Fakat burada bir şeyin daha farkına vardım. Değiştirmeye çalıştığım şeyler küçüldükçe değiştirmek ve bunları her gün yapmak daha kolay bir hale geliyordu.</p>
<p>Hayatınızın tamamını bir seferde değiştirmeye çalışmayın. Hatta tek bir şeyi bile değiştirmeye çalışmayın. İhtiyacınız olan şey sadece ufacık bir adım atmak. Bir liste yapın, dışarı yürüyüşe çıkın, her zaman yediğinizden bir dilim az ekmek yiyin. Ne kadar küçük bir adım attığınızın hiçbir önemi yok. Hatta adım ne kadar küçükse o kadar iyi.</p>
<p>Siz bir adım ilerledikten sonra her şey farklı olacak. Evet amacınıza henüz ulaşmadınız ama ilerlediniz. Artık olduğunuz yerde durmuyorsunuz. Bu küçük adımlar birikip sizi istediğiniz değişime taşıyacak.</p>
<p>Her seferinde sadece edinmek veya kırmak istediğiniz küçük bir alışkanlık seçin. Bu her gün bir yazı yazmak, resim yapmak veya 2 dakikalığına müzik yapmak, kısa bir yürüyüşe çıkmak bile olabilir. Bu küçük ve kısa süreli adımınız siz tekrarladıkça alışkanlık halini alacak.</p>
<p>İstediğiniz değişim ne kadar büyük olursa olsun başarılabilir. Siz sadece atacağınız o minik adıma odaklanın yeter.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: blog.muraterdogan.me @ 2012-05-20 12:47:55 -->
