<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Murat Erdoğan</title>
	<atom:link href="http://blog.muraterdogan.me/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.muraterdogan.me</link>
	<description>Kişisel gelişim</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Dec 2011 11:22:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Doğru-Yanlış</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 11:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur. Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır. Hayat böyle.. Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz. Her yer, her şey kırmızı olsa başka hiç bir renk olmasa kırmızının ne olduğunu kimse bilemezdi. O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/446197_77381975.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-291" title="446197_77381975" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/446197_77381975.jpg" alt="446197 77381975 Doğru Yanlış " width="600" height="400" /></a></p>
<p>Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur.</p>
<p>Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır.</p>
<p>Hayat böyle..</p>
<p>Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz.<span id="more-288"></span></p>
<p>Her yer, her şey kırmızı olsa başka hiç bir renk olmasa kırmızının ne olduğunu kimse bilemezdi.</p>
<p>O yüzden son tahlilde hiç bir çaba boşuna değildir.</p>
<p>Her çaba kişinin gelişiminin doruk noktasına ulaşmasına katkı yapar.</p>
<p>İnsan asla kararsız olmamalı.<br />
Yanlış yola sapmak endişe yaratmamalı.<br />
İşte bu önemli bir sorundur.<br />
İnsanlara asla yanlış bir şey yapmamaları öğretiliyor.<br />
Onlar yanlış bir şey yapmaktan o kadar korkuyorlar ki, hiç bir şey yapmıyorlar, hareket kabiliyetini yitiriyorlar.<br />
Mümkün olduğu kadar hata yapın.<br />
Ama bir şeyi unutmayın.<br />
Aynı hatayı tekrarlamayın.<br />
O zaman gelişirsiniz. Yoldan sapabilmek özgürlüğünüzün bir parçasıdır.<br />
Bu doğru, bu yanlış diye bir şey yok.<br />
Hayat o kadar kesin değil, onu bu kadar kolay etiketleyip sınıflandıramayız. Hayat her şişenin etiketli olduğu ve neyin ne olduğu bilinen bir eczane değildir. Hayat bir gizemdir, her an tetikte olunmalıdır.<br />
Neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında önceden hazırlanmış yanıtlara güvenilemez.<br />
Hayat çok hızlı ilerler dinamiktir, iki an asla birbiri ile aynı değildir, o yüzden bu anda doğru olan bir şey, bir sonraki anda doğru olmayabilir.<br />
Bu değişen hayata nasıl tepki verileceğine kişi o anda karar vermelidir.<br />
Hayat böyledir..<br />
Onun için hazırlık yapamazsın..<br />
Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin..<br />
Güzelliği bu, anlamı bu.<br />
Her zaman şaşırtır ve sürprizlerle gelir.<br />
Her anın sürprizlerle dolu olduğunu ve önceden hazırlanan hiç bir yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün, eğer gözlerin varsa…</p>
<p>OSHO</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Doğru Yanlış "  title="Doğru Yanlış " /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/dogru-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuma Yazı Yazmak</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 11:34:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ya, bir işe başladıktan sonra yolda karşılaşılacak en büyük zorluk başladığınız şeyi devam ettirmektir. Başlarda devam etmek kolaydır çünkü neyi ne için yaptığınızı gayet iyi biliyorsunuzdur. Fakat zaman geçtikçe motivasyonunuz düşmeye, yaptığınız şey anlamsızlaşmaya başlar. En sonunda kendinizi &#8220;sahi ben bunu neden yapıyorum ki&#8221; derken bulursunuz. Bu süreçte gelinen bu nokta neredeyse kaçınılmazdır. Böyle zamanlarda yaptığınız şeyi neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/Untitled-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-280" title="Untitled-1" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/Untitled-1.jpg" alt="Untitled 1 Kuma Yazı Yazmak" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ya, bir işe başladıktan sonra yolda karşılaşılacak en büyük zorluk başladığınız şeyi devam ettirmektir. Başlarda devam etmek kolaydır çünkü neyi ne için yaptığınızı gayet iyi biliyorsunuzdur. Fakat zaman geçtikçe motivasyonunuz düşmeye, yaptığınız şey anlamsızlaşmaya başlar. En sonunda kendinizi &#8220;sahi ben bunu neden yapıyorum ki&#8221; derken bulursunuz.</p>
<p>Bu süreçte gelinen bu nokta neredeyse kaçınılmazdır. Böyle zamanlarda yaptığınız şeyi neden yaptığınızı da aklınızda tutmanız gerekiyor. Kararlarınızın bu zor zamanlarda ayakta kalması için bir dayanak noktasına, bir omurgaya sahip olması gerek. Hayalinizdeki kumsala kocaman yazmalısınız kararınızın ve hareketlerinizin arkasında yatan nedeni.</p>
<p>Bu nedeni kaybederseniz kafa karışıklığına düşmeniz kolaydır. Fakat bu nedeni hala net olarak görebiliyorsanız yapacağınız seçimler nettir, keskindir.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Kuma Yazı Yazmak"  title="Kuma Yazı Yazmak" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/kuma-yazi-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamansızlık Bahane Değildir</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 08:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yeterli zamanım yok&#8221; belki de en çok arkasına sığınılan bahanelerden biridir. Çoğu kişinin &#8220;aklımda harika bir iş fikri var ama yeterli zamanım yok. Olsa şimdiye zengin olmuştum&#8221; dediğini duymuşsunuzdur. Dans kursuna gitmek isteyen bir arkadaşım vardı fakat hiç gitmedi. Çünkü hiç yeterince(!) zamanı olmadı. Eğer siz de bir şeyleri yapmak istiyor fakat bir türlü yeterli zamanı bulamıyorsanız durup son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/985578_15020243.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-269" title="985578_15020243" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/985578_15020243.jpg" alt="985578 15020243 Zamansızlık Bahane Değildir" width="600" height="400" /></a></p>
<p>&#8220;Yeterli zamanım yok&#8221; belki de en çok arkasına sığınılan bahanelerden biridir. Çoğu kişinin &#8220;aklımda harika bir iş fikri var ama yeterli zamanım yok. Olsa şimdiye zengin olmuştum&#8221; dediğini duymuşsunuzdur. Dans kursuna gitmek isteyen bir arkadaşım vardı fakat hiç gitmedi. Çünkü hiç yeterince(!) zamanı olmadı. Eğer siz de bir şeyleri yapmak istiyor fakat bir türlü yeterli zamanı bulamıyorsanız durup son 6 aydır ne yaptığınızı bir daha düşünün. Her zaman, yeterli zaman vardır. Sadece zamanınızı doğru kullanmanız gerekiyor. TV izlemek yerine veya World of warcraft oynayacağınıza her zaman yapmak isteyip bir türlü zaman bulamadığınız şeyi yapın. Hem burada gece geç saatlere kadar çalışıp uykusuz kalmaktan da bahsetmiyorum. İstediğiniz şeye başlamak için haftada fazladan birkaç saat ayırmanız yeterli. İstediğiniz şeyi yapmaya başladığınız zaman bunun gerçek bir tutku mu yoksa geçici bir heves mi olduğunu anlayacaksınız. Eğer geçici bir hevesse ve artık yapmak istemezseniz her gün yaptığınız gibi tam zamanlı işinize gitmeye devam edersiniz. Kaybedeceğiniz ya da riske atacağınız hiçbir şey yok.</p>
<p>Bir şeyi yeterince istediğinizde onun için zaman yaratırsınız. Hatta de ne kadar yoğun olursanız olun. Gerçek şu ki çoğu insan yeterince istemiyor. Ardından da kendi egolarını zamansızlık bahanesi ile koruyorlar.</p>
<p>Bahanelerinizin arkasına sığınmayın. Hep isteyip de bir türlü yapamadığınız şeyi yapmak sizin sorumluluğunuz. Ayrıca bir şey için doğru zaman asla gelmeyecektir. Bunun için çok gençsinizdir ya da çok yaşlı veya çok meşgul. Ya da bu sıralar çok kötü tecrübeler yaşamışsınızdır ve yorgunsunuzdur. Bahaneler asla bitmez. Doğru zaman şimdidir.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Zamansızlık Bahane Değildir"  title="Zamansızlık Bahane Değildir" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/zamansizlik-bahane-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Musun?</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 13:09:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-262" title="383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/383330_288232291212967_105081869528011_740049_1796307322_n.jpg" alt="383330 288232291212967 105081869528011 740049 1796307322 n Mutlu Musun?" width="500" height="707" /></a></p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Mutlu Musun?"  title="Mutlu Musun?" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/mutlu-musun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 15:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[Hayatın bazı dönemlerinde o kadar yorulur ki insan her şeyi bırakmak ister. Bir şeyleri değiştirmek için yeterli enerjiyi kendinde bulamaz. Hatta eve kapanır uzun bir süre dışarı çıkmaz, kimseyle konuşmaz hiçbir şey yapmaz. Tanıdık geldi mi? Hayır, depresyondan bahsetmiyorum. Depresyona girmiş bir insan da aynı belirtileri gösterir ama benim yukarıda bahsettiğim gayet doğal ve zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/wave.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-250" title="wave" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/12/wave.jpg" alt="wave Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Hayatın bazı dönemlerinde o kadar yorulur ki insan her şeyi bırakmak ister. Bir şeyleri değiştirmek için yeterli enerjiyi kendinde bulamaz. Hatta eve kapanır uzun bir süre dışarı çıkmaz, kimseyle konuşmaz hiçbir şey yapmaz.</p>
<p>Tanıdık geldi mi? Hayır, depresyondan bahsetmiyorum. Depresyona girmiş bir insan da aynı belirtileri gösterir ama benim yukarıda bahsettiğim gayet doğal ve zaman zaman herkesin kendini içinde bulacağı bir durum. Böyle zamanlarda düşünmek bile zor gelir biliyorum, fakat böyle zamanlar bakış açınızı değiştirdiğiniz taktirde herşeyi eskisinden bile daha iyi bir hale getirebileceğiniz fırsatları içinde barındırır. Böyle zamanlarda içinize dönmeli, bir süre yalnız kalıp düşünmelisiniz. Belli ki doğru gitmeyen veya sizin doğru gitmediğini düşündüğünüz bir durum var.<span id="more-245"></span></p>
<p><strong>1- Analiz Edin<br />
</strong>Öncelikle içinde bulunduğunuz durumu iyice analiz edip <strong>olduğu gibi</strong> kağıda dökmelisiniz. Burada &#8220;olduğu gibi&#8221; kelimesini özellikle vurgulamak istiyorum çünkü böyle zamanlar insanların olanı reddetmeye en meyilli olduğu zamanlardır. Fakat gözünüzü kapamanız veya bu konuda düşünmemeniz o olayın var olduğu gerçeğini değiştirmez. Var olan bir şeyi bu şekilde yok edemezsiniz. Öncelikle gerçeklerle yüzleşmelisiniz. Gözünüzü açmalı, kafanızı kumdan çıkarıp üstesinden geleceğiniz durumu tam olarak görmelisiniz.</p>
<p><strong>2- İç Konuşmalarınızı Dinleyin</strong><br />
Farkında olun ya da olmayın sürekli kendinizle konuşuyorsunuz. Tabi burada bahsettiğim konuşma sesli biçimde gerçekleşmiyor daha çok kafanızın içinde dönen ve bir türlü durduramadığınız o düşüncelerden bahsediyorum. Çoğunlukla ruh halimizi kafamızın içinde sürekli dönen bu düşünceler belirler. Diyelim ki bir arkadaşınız hoşlanmadığınız bir şey yaptı ve bundan dolayı ona kızdınız. O anda içinizde bu öfkenin artması veya ona tepki vermeniz doğaldır. Fakat çoğu zaman eve döndüğümüzde, yemek yerken, duşta veya yatağa yattığımızda kafamızdan bu düşünceyi atamayız. Sürekli olanları düşünür ve hatta tekrar tekrar yaşarız. Bu zamanlarda bu düşünceyi kafanızdan atmaya çalışmanız, içinizdeki sesi susturmaya çalışmanız fayda etmez. Çünkü siz zorladıkça ses daha da yükselecektir. Yapmanız gereken tek şey farkında olmak. Kısır bir döngünün içinde olduğunuzu fark edin ve aslında geçmişte kalmış, yaşanıp bitmiş bir olayın, sürekli hayal perdenizde oynattığınız bu filmin duygularınız üstündeki etkisini gözleyin. Fakat sadece gözleyin buna engel olmaya çalışmayın çünkü yapamazsınız. Siz bu kısır döngünün daha çok farkına vardıkça bu döngü sizin üzerinizdeki etkisini yitirecektir.</p>
<p><strong>3-Bu Durumla Barışık Olun<br />
</strong>Her ne kadar size öyle geliyor olsa da bu durum yalnızca sizin başınıza gelmiyor. Yaşadığınız olaydan bahsetmiyorum elbette her insan kendine özgü olaylar yaşar fakat içinde bulunduğunuz bu durum herkesin zaman zaman yaşadığı ve sürekli yaşayacağı bir durum. Hayatta hiçbir şeyin doğrusal gitmediğini öğrendim. Her şey denizdeki dalgalar halinde yaşanıyor veya matematikteki sinüs eğrisi gibi. Bu eğrinin tepesinde olduğunuz zamanlar oluyor, ardından tepenin en alt noktasına iniyorsunuz. Fakat zamanı gelince tekrar tepe noktasına çıkıyorsunuz. Tıpkı mevsimler gibi. Bunu mevsimlerin geçişine benzetebilirsiniz. Diyelim ki şu anda en dip noktadasınız. Ne olmuş yani? Bir süre sonra tekrar tepeye doğru tırmanmaya başlayacaksınız. O ana kadar kendinizle savaşmayın. Yıpratmayın kendinizi. Bu zamanları bir sonraki tepeye tırmanış için enerjinizi topladığınız molalar olarak düşünün.</p>
<p><strong>4-Plan Yapın<br />
</strong>Yaşadığınız durum ne kadar kötü olursa olsun, ne kadar dipte olursanız olun bir süre sonra tekrar tepe noktasına doğru tırmanmaya başlayacaksınız. Bunun için yeterli enerjiyi kendinizde bulduğunuz zaman hemen harekete geçmeyin. İçinizde biriken bu enerji ile neler yapmak istediğinizi düşünün.  Plan yapın. Bu zamanlarda içinizde biriken enerji ile birlikte her şeyi yapmak, her şeyi elde etmek istersiniz. Fakat her şeyi aynı anda yapamazsınız. Aynı anda iki tavşanın peşinden koşan sonunda hiç birini yakalayamaz.</p>
<div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; padding: 0px !important; margin: 0px !important;">
<p><img style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important; -webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" alt="small logo Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!"  title="Ayağa kalk, mücadeleyi bırakma!" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/12/ayaga-kalk-mucadeleyi-birakma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayallerin Ölümü</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2011 09:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. Hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar. Hayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. Hayatı büyük bir serüven olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1189187_71004365.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-228" title="1189187_71004365" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1189187_71004365.jpg" alt="1189187 71004365 Hayallerin Ölümü" width="600" height="400" /></a></p>
<p>&#8220;Hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. Hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar.</p>
<p>Hayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. Hayatı büyük bir serüven olarak görmek istemediğimiz için, hayattan pek az şey beklemekle bilgece, hakça ve doğru davrandığımızı düşünmeye başlarız. Günlük yaşayışımızı kuşatan duvarların ötesine baktığımızda, kırılan mızrakların sesini işitir, toz ve terin kokusunu duyar, büyük yenilgileri ve savaşçıların gözlerindeki yangını görürüz. Ama savaşa girenlerin yüreklerindeki sevinci, büyük hazzı asla görmeyiz. Onların gözünde, zafer de, yenilgi de önemli değildir; önemli olan, yalnızca yürekten savaşıyor olmalarıdır.<span id="more-224"></span></p>
<p>Ve son olarak hayallerimizin yok olup gitmesinin üçüncü belirtisi huzurdur. Hayat bir pazar günü öğleden sonrasına döner; büyük şeyler istemez oluruz, vermeye razı olduğumuzdan daha fazlasını istememeye başlarız. Bu durumda, olgunlaşmış olduğumuzu düşünürüz; gençlik düşlemlerimizi bir yana bırakır, kişisel ve profesyonel başarının peşine düşeriz. Yaşıtlarımızın hala hayattan bekledikleri bir şeyler olduğunu söylemeleri karşısında şaşkınlığa uğrarız. Ama aslında, yüreğimizin derinlerinde biliriz ki, hayallerimiz uğruna savaşmaktan vazgeçmiş, yürekten savaş vermekten kaçmışızdır.</p>
<p>Hayallerimizden vazgeçip huzura kavuştuğumuzda, kısa bir dinginlik dönemi yaşarız. Ama ölü hayaller içimizde çürümeye ve tüm varlığımızı köreltmeye başlar. Çevremizdekilere karşı zalimleşir, sonra da bu zalimliği kendimize yöneltmeye başlarız. İşte o zaman hastalıklar ve ruhsal bozukluklar başgösterir. Savaşta kaçınmaya çalıştığımız düşkırıklığı ve yenilgi, korkaklığımız yüzünden tepemize çöker. Ve bir gün, ölüp gitmiş hayaller soluk almamızı güçleştirir ve ölümü arar oluruz. Bizi sınırlılıklarımızdan, işimizden ve pazar öğleden sonralarının korkunç huzurundan kurtaran, ölüm olur.&#8221;</p>
<p><strong>Paulo Coelho</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/hayallerin-olumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmek Küçük Bir Adımla Başlar</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 10:07:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Etrafımda yaşadıkları hayattan memnun olmayan o kadar çok insan var ki. Biten ilişkilerinin ardından yas tutanlar, yara alanlar, işlerinden nefret edenler, motivasyonun yitirenler&#8230; Bir süre sonra bu insanlar bazı şeyleri denemeyi bırakıp sadece oldukları yerde kendilerine üzülmeyi tercih ediyorlar. Bazıları da bu durumu değiştirmek için nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Aslında bu insanları çok iyi anlıyorum çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1123144_71064416.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-218" title="1123144_71064416" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/10/1123144_71064416.jpg" alt="1123144 71064416 Değişmek Küçük Bir Adımla Başlar" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Etrafımda yaşadıkları hayattan memnun olmayan o kadar çok insan var ki.</p>
<p>Biten ilişkilerinin ardından yas tutanlar, yara alanlar, işlerinden nefret edenler, motivasyonun yitirenler&#8230; Bir süre sonra bu insanlar bazı şeyleri denemeyi bırakıp sadece oldukları yerde kendilerine üzülmeyi tercih ediyorlar. Bazıları da bu durumu değiştirmek için nereden başlayacaklarını bilemiyorlar.</p>
<p>Aslında bu insanları çok iyi anlıyorum çünkü ben de onlardan biriydim bir zamanlar. Hayatımda çoğu şey istediğim gibi değildi ve ben bu durumu değiştirmek istiyordum. Bu iyi bir şey fakat nereden başlayacağımı, bu döngüyü nası kıracağımı bir türlü bulamıyordum. Yaptığım bütün denemeler başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Aslında bir süre iyi gidiyordu fakat bir süre sonra ben yine eski bitkin ve hiçbir şey yapmak istemeyen halime geri dönüyordum.<span id="more-211"></span></p>
<p>İşte tam bu noktada nereden okuduğum bile hatırlamadığım ufacık bir bilgi bu döngüyü kırmamda ön ayak oldu. İnsan alışkanlığı yaklaşık 1 ayda oluşuyordu. Yani şu anda hayatınızda olan her gün farkında olmadan yaptığınız alışkanlıklarınızı 1 ay boyunca tekrar etmenize borçlusunuz.</p>
<p>Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez denemeye karar verdim. Bununla birlikte hayatımda sadece tek bir şey seçecek ve ona odaklanarak onu değiştirmeye çalışacaktım. Eğer bu ufacık değişimi yapabilirsem bu metod işe yarıyor demekti. Fakat burada bir şeyin daha farkına vardım. Değiştirmeye çalıştığım şeyler küçüldükçe değiştirmek ve bunları her gün yapmak daha kolay bir hale geliyordu.</p>
<p>Hayatınızın tamamını bir seferde değiştirmeye çalışmayın. Hatta tek bir şeyi bile değiştirmeye çalışmayın. İhtiyacınız olan şey sadece ufacık bir adım atmak. Bir liste yapın, dışarı yürüyüşe çıkın, her zaman yediğinizden bir dilim az ekmek yiyin. Ne kadar küçük bir adım attığınızın hiçbir önemi yok. Hatta adım ne kadar küçükse o kadar iyi.</p>
<p>Siz bir adım ilerledikten sonra her şey farklı olacak. Evet amacınıza henüz ulaşmadınız ama ilerlediniz. Artık olduğunuz yerde durmuyorsunuz. Bu küçük adımlar birikip sizi istediğiniz değişime taşıyacak.</p>
<p>Her seferinde sadece edinmek veya kırmak istediğiniz küçük bir alışkanlık seçin. Bu her gün bir yazı yazmak, resim yapmak veya 2 dakikalığına müzik yapmak, kısa bir yürüyüşe çıkmak bile olabilir. Bu küçük ve kısa süreli adımınız siz tekrarladıkça alışkanlık halini alacak.</p>
<p>İstediğiniz değişim ne kadar büyük olursa olsun başarılabilir. Siz sadece atacağınız o minik adıma odaklanın yeter.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/10/degismek-kucuk-bir-adim-ile-baslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk&#8217;ın 40 Kuralı</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/200/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/200/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 11:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 1 sene önce Elif Şafak&#8217;ın Aşk adlı kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. Kitabın kurgusu ve karakterleri kadar Elif Şafak&#8217;ın araştırıp derlediği Şems-i Tebrizi&#8217;nin 40 kuralı da beni derinden etkiledi. İşte Şems-i Tebrizi&#8217;nin 40 kuralı: 1. kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/dervish.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-202" title="dervish" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/dervish.jpg" alt="dervish Aşkın 40 Kuralı" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Yaklaşık 1 sene önce Elif Şafak&#8217;ın Aşk adlı kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. Kitabın kurgusu ve karakterleri kadar Elif Şafak&#8217;ın araştırıp derlediği Şems-i Tebrizi&#8217;nin 40 kuralı da beni derinden etkiledi.</p>
<p>İşte Şems-i Tebrizi&#8217;nin 40 kuralı:</p>
<p><strong>1. kural:</strong> Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>2. kural:</strong> Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !</p>
<p><strong>3. kural</strong>: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.<span id="more-200"></span></p>
<p><strong>4. kural:</strong> Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.</p>
<p><strong>5. kural:</strong> Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!</p>
<p><strong>6. kural:</strong> Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>7. kural</strong>: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>8. kural</strong>: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.  Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>9. kural:</strong> Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>10. kural</strong>: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>11. kural</strong>: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>12. kural</strong>: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>13. kural</strong>: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>14. kural</strong>:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>15. kural</strong>: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>16. kural</strong>:Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>17. kural</strong>: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>18. kural</strong>: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>19. kural</strong>:Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>20. kural</strong>: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>21. kural:</strong> Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>22. kural:</strong> Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>23. kural</strong> : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz.<br />
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…</p>
<p><strong>24. kural</strong> : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.</p>
<p><strong>25. kural</strong> : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.</p>
<p><strong>26. kural</strong> :  Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.</p>
<p><strong>27. kural</strong> : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.<br />
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.</p>
<p><strong>28. kural</strong> : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.</p>
<p><strong>29. kural</strong> : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.</p>
<p><strong>30. kural</strong> : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.<br />
Sufi kusur görmez kusur örter.</p>
<p><strong>31. kural</strong> : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.</p>
<p><strong>32. kural</strong> : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !</p>
<p><strong>33. kural</strong> : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.</p>
<p><strong>34. kural</strong> : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.</p>
<p><strong>35. kural</strong> : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.</p>
<p><strong>36. kural</strong> :  Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !</p>
<p><strong>37. kural</strong> :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.</p>
<p><strong>38. kural</strong> : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.<br />
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !<br />
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.</p>
<p><strong>39. kural</strong> : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.<br />
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.</p>
<p><strong>40. kural</strong> : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.<br />
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..</p>
<p>Ve henüz okumayıp, merak edenler için Elif Şafak&#8217;ın Aşk isimli romanı: <a href="http://www.idefix.com/kitap/ask-cilti-elif-safak/tanim.asp?sid=YJVFZDDDIC4CZPXRXVM6">http://www.idefix.com/kitap/ask-cilti-elif-safak/tanim.asp?sid=YJVFZDDDIC4CZPXRXVM6</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/200/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gölgenin Sırrı</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/golgenin-sirri/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/golgenin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 10:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;‎Aynada gördüğümüz kişi bizim en büyük düşmanımız da olabilir, en büyük dostumuz da. Bu neyle yaşamayı seçtiğimize bağlı. Işığımızın sevgisiyle mi, gölgelerimizin korkusuyla mı yaşamayı seçiyoruz? Işığımızı bilincimize çıkarmadıkça, bilinçaltımız bizim adımıza seçimlerini yapar. Ve farkında bile olmadan geçmişimizin gölgelerinde yaşamaya mahkum oluruz. Gölgelerimizle barışmadığımız sürece, şikayet ederiz, acı çekeriz, suçlarız, suçluluk duyarız, kızarız, &#8220;zavallı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/936695_24207663.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-196" title="936695_24207663" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/936695_24207663.jpg" alt="936695 24207663 Gölgenin Sırrı" width="600" height="401" /></a></p>
<p>&#8220;‎Aynada gördüğümüz kişi bizim en büyük düşmanımız da olabilir, en büyük dostumuz da. Bu neyle yaşamayı seçtiğimize bağlı. Işığımızın sevgisiyle mi, gölgelerimizin korkusuyla mı yaşamayı seçiyoruz? Işığımızı bilincimize çıkarmadıkça, bilinçaltımız bizim adımıza seçimlerini yapar. Ve farkında bile olmadan geçmişimizin gölgelerinde yaşamaya mahkum oluruz. Gölgelerimizle barışmadığımız sürece, şikayet ederiz, acı çekeriz, suçlarız, suçluluk duyarız, kızarız, &#8220;zavallı ben&#8221; rolünü oynayarak sorumluluk üstlenmekten kaçarız -tüm bunların, doyumlu bir yaşam sürmek için bize en ufak bir yararı olmadığını bile bile.&#8221;</p>
<p><strong>Debbie Ford</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/golgenin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimdi Başlayın</title>
		<link>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/simdi-baslayin/</link>
		<comments>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/simdi-baslayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 22:34:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muraterdogan.me/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz. Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar. Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir. Elinizden geleni ve hayal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/waterfall.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-192" title="waterfall" src="http://blog.muraterdogan.me/wp-content/uploads/2011/09/waterfall.jpg" alt="waterfall Şimdi Başlayın" width="600" height="400" /></a></p>
<p>&#8220;Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir<br />
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.<br />
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.<br />
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.<br />
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.<br />
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.<br />
Şimdi başlayın.&#8221;</p>
<p><em><strong>Goethe</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muraterdogan.me/2011/09/simdi-baslayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: blog.muraterdogan.me @ 2012-02-06 20:34:14 -->
