Kabullenmeyi Kabullenmek

843587 30393639 Kabullenmeyi Kabullenmek

Uzunca bir süre hayatımda olanlarla savaştım. Beni üzen şeyleri değiştirmek için çabaladım. Beni rahatsız eden şeyleri değiştirmek için çabaladım. Fakat hiçbir şeyi değiştiremedim. Sanki ben onların üzerine gittikçe onlar daha da güçleniyordu. Sonunda yoruldum ve pes ettim. Aslında pes ettim yanlış bir terim oldu. Sadece sıkıldığım için o konunun üzerine gitmekten vazgeçtim. Ve tahmin edin ne oldu? 2 yıl boyunca sürekli değiştirmeye çalıştığım konular birer birer benim istediğim şekle girmeye başladılar. Şaka gibi! Sanki 2 sene boyunca beni üzen sorunlarla değil de aynadaki görüntümle savaşıyordum. Ben bir şeyleri zorladıkça aynı kuvvette bana karşılık veriyorlardı. Tıpkı etki tepki yasası gibi. Siz bir duvarı iterseniz duvar kırılmadığı sürece aynı kuvvette duvar da sizi itecektir. Duvara yumruk atarsanız eliniz aynı ölçüde acıyacaktır. Aslında burada duvarın yaptığı hiçbir şey yok. Duvar durup dururken sizi itmedi veya size vurmadı. Fakat size geri dönen bu kuvveti, bu etkiyi siz yarattınız. Dolayısı ile duvarın sizi itmesini istemiyorsanız basitçe duvarı itmeyi bırakmanız yetecektir.Burada hoşnut olmadığım durumu uzunca bir süre değiştirememe sebep olan şeylerden ilki bu durumu yaratanın ben olması. İkinci sebep ise çok fazla olmamasını istediğim şeye odaklanmam. Çünkü bir şeye ne kadar fazla odaklanır, ne kadar fazla dikkatinizi verirseniz o şeyi çok daha fazla kendinize çekeceksiniz. İşte burada işin anlamadığım spiritüel tarafı devreye giriyor. Ne olduğu, neden olduğu hakkında bir fikrim yok (Peki, bir fikrim var ama bunu başka bir yazımda paylaşacağım :)) ama bir şekilde düşündükleriniz ve zihninizde canlandırdıklarınız gerçek oluyor. Peki ben uzunca bir süre sorunlarımı yok etmeyi istememe rağmen neden onları yok edemedim? Madem düşündüklerimiz gerçek oluyordu? Çünkü gerçekten ne düşündüğümü bilmiyordum. Evren yüzeydeki görünür düşüncelerimizle değil onları oluşturan kök düşüncelerle ilgileniyor. Mesela ben “Sandalyeye oturmak istiyorum” dediğimde aslında gerçekte söylediğim şey sandalyeye oturmadığımdır. Dolayısı ile genelde bir şeyleri istemediğimizi söylediğimizde aslında onların var olduğu gerçekliğe odaklanmış oluruz. Onları daha fazla istemediğimizde onların var olmadığı gerçekliğe daha fazla odaklanmış oluruz. Gördüğünüz gibi bu bir kısır döngüdür ve bunu kırmanın tek yolu istemediğimiz şeye değil, istediğimiz şeye odaklanmak.

Fakat gelin duruma bir daha bakalım. İstemediğimiz bir şey orada gözümüzün önünde dururken biz nasıl istediğimiz şeye odaklanacağız?

“Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? – Elif Şafak’ın Aşk isimli kitabından…”

Aslında benim 2 sene boyunca istemediğim şeyi değiştirme çabam olmuş bir şeyi değiştirme çabamdı. Olmuş bir şeyi eğer zamanda yolculuk yapamıyorsanız değiştiremezsiniz. Çünkü olmuş olan şey geçmişte kaldı, siz ise artık o zaman diliminde değilsiniz. Olmuş bir şeye karşı yapabileceğiniz şey bu durumu kabullenmektir. Çünkü şu anda hayatınızda olan gerçek budur. Ne var ki durumu kabullendiğinizde artık duvarı itmeyi bırakmışsınızdır. Önünüzde artık bir duvar olduğunu kabullendiğiniz andan itibaren duvarı aşabileceğimiz olasılıkları düşünmeye başlarız. Diğer bir deyişle artık soruna değil çözüme odaklanmışsınızdır. Ve bunu yapabilmek için öncelikle içinde bulunduğunuz durumu tamamen kabulenmeniz gerekir. Kabullenmek için ise önce kabullenmeyi kabullenebilmelisiniz.

89 kere okundu