Bazen geçmiş kıskıvrak yakalayıverir sizi ve elinden kurtulamazsınız bir türlü. Aslında derinlerde bir yerde bu yaptığınızın yanlış olduğunu bilirsiniz ama o an geçmiş acılarınız ve pişmanlıklarınız o kadar güçlü bir şekilde yakalamıştır ki sizi bırakamazsınız. Sevgilinizden ayrıldığınız günü, patronunuzun sizi kovduğu zamanı, arkadaşınızla yaptığınız tartışmayı tekrar tekrar yaşarsınız hem de aynı şiddette ve hislerle.
Bunun sebebi, beynimiz gerçek ile kurduğumuz hayalleri birbirinden ayırt edemez . Özellikle de duygular tarafından desteklediğimiz hayalleri.Aslında biz farkında olmasak da her birimiz birden fazla kişi barındırırız kendi içimizde. Bunlar zaman içerisinde bizim seçtiğimiz veya toplum tarafından bize zorla giydirilmiş rollerdir. Anne olmanız, baba olmanız, öğrenci olmanız, komşu olmanız, ahlaklı olmanız, ahlaksız olmanız, özgür ruhlu olmanız… Bunlar sonsuza kadar uzar gider ve kısaca EGO diye adlandırılır. Aslında kendinizi tanımladığınız sıfatların dışında büyük resmi gören bir siz daha var içinizde. O her şeyin farkında. Çoğunuz onu vicdan diye tanımlıyorsunuz. Bazılarınız üst bilinç diyor. Onu nasıl çağırdığınızın önemi yok çünkü o sizin sıfatlarınızdan bağımsız olarak var.
İşte geçmişte yaşadığınız bir olay sizi yakaladığı zaman EGO’nuz sizi bundan kurtaramaz. Çünkü EGO dediğimiz şey beyniniz tarafından uydurulan sahte benlikler, illüzyonlar anlamına gelir ki beyniniz o anda çok meşgul olduğundan EGO’nuz(beyniniz) kontrolü ele alamaz. Fakat farklı bir seviyede bu durumun farkındasınızdır aslında. Büyük resmi gören parçanız olan biteni izlemektedir ve siz bunu fark ettiğiniz anda aslında nasıl da var olmayan bir şeye tepki verdiğinizi fark etmeye başlarsınız. Geçmişle savaşamazsınız. Çünkü geçmişle savaşmak hayali bir dövüşçüyle dövüşmeye benzer.
Bunu fark etmek mutluluk arayışınızda atacağınız en önemli adımdır.
116 kere okundu
